CEZA HUKUKUNDA MALVARLIĞINA KARŞI SUÇLAR
Malvarlığına karşı işlenen suçlar genellikle hukuki sistemlerde ciddi bir şekilde cezalandırılan suçlar arasındadır. Bu suçlar genellikle hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, hileli iflas, rüşvet, kara para aklama gibi eylemleri içerir. Bunlar, bir kişinin veya kurumun mal varlığını haksız yere ele geçirmeye veya zarar vermeye yönelik eylemlerdir.
Malvarlığına karşı suçlar genellikle toplumda güveni sarsan ve ekonomik istikrarı tehdit eden suçlar olarak kabul edilir. Bu suçlar, çeşitli yasal sistemlerde farklı cezalarla karşılanabilir ve çoğu zaman ciddi cezalar gerektirir.
Bu suçlarla ilgili olarak, hırsızlık veya yağma gibi doğrudan mal varlığına zarar veren suçlar kadar, dolandırıcılık gibi dolaylı yollarla mal varlığına zarar veren suçlar da önemlidir. Bu suçlar genellikle karmaşık ve detaylı soruşturmaları gerektirir ve genellikle ciddi cezalarla sonuçlanır.
Sonuç olarak, malvarlığına karşı işlenen suçlar toplum için önemli bir tehdit oluşturur ve adalet sistemi genellikle bu tür suçları ciddi bir şekilde ele alır.
Malvarlığına karşı işlenebilecek suçlar oldukça çeşitlidir ve her ülkenin yasal sistemine göre farklı suç kategorileri bulunabilir. Ancak, genel olarak malvarlığına karşı işlenebilecek suçları şu ana kategoriler altında toplayabiliriz:
Hırsızlık: Bir kişinin veya kurumun mülkiyetindeki eşyaların izinsiz alınması veya çalınması.
Dolandırıcılık: Yalan beyanlarla veya hileli yollarla başka bir kişiyi aldatarak mal varlığına zarar verilmesi.
Hileli İflas: Bir işletmenin kasten iflas etmesi veya iflası gizlemesi.
Kara Para Aklama: Yasa dışı yollarla elde edilen paraların yasal kaynaklardan gelmiş gibi gösterilmesi.
Yağma: Silah veya tehdit kullanarak başka bir kişinin veya kişilerin mal varlığını zorla ellerinden alınması,
TCK'da malvarlığına karşı işlenen çeşitli suçlar düzenlenmiştir. Bu suçlar, kişilerin veya kurumların mal varlığına zarar veren veya haksız bir şekilde ele geçirmeye çalışan eylemleri kapsar. Örnek olarak belirtmek gerekirse,
Hırsızlık (TCK Madde 141-142)
Yağma (TCK Madde 149)
Dolandırıcılık (TCK Madde 157-158)
Hileli İflas (TCK Madde 216)
Türk Ceza Kanununda düzenlenen bu suçları ve ayrıntılarını açıklamak gerekirse;
HIRSIZLIK
TCK'nin 141. maddesinde yer almaktadır. Hırsızlık suçunun unsurları şunlardır:
Hukuka Aykırı Olma: Suçun işlenmesi için öncelikle eylemin hukuka aykırı olması gerekir. Yani, eşyanın sahibinden izinsiz alınması veya hırsızlık kastıyla hareket edilmesi gerekmektedir.
Fert veya Tüzel Kişiliğe Ait Eşyanın Alınması: Hırsızlık suçu, bir fert(insana) veya tüzel kişiliğe ait olan herhangi bir eşyanın hukuka aykırı olarak alınmasıyla gerçekleşir. Bu eşyalar para, mücevherat, araç gereç gibi taşınabilir eşya ve çeşitli malları kapsar.
Hırsızlık Kastı: Hırsızlık suçu işlemek için kişinin eylemini hırsızlık amacıyla gerçekleştirmesi gerekmektedir. Yani, kişinin malı alma kastı hırsızlık olmalıdır. Doktrinde hırsızlık suçunun özel kastla işlenebileceği, genel kast ile hırsızlık suçunun oluşmayacağı hususunda tartışma vardır.
Bu unsurlar, Türk Ceza Kanunu'nda hırsızlık suçunun tanımını ve unsurlarını oluşturur. Bir eylemin hırsızlık suçu olarak kabul edilmesi için yukarıdaki unsurların bir arada bulunması gerekir.
Türk Ceza Kanunu 141. maddesinde basit hırsızlık suçu düzenlenmekle birlikte, TCK 142. maddesinde hırsızlık suçunun nitelikli halleri düzenlenmektedir. Buna göre hırsızlık suçunun;
a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,
b) (Mülga: 18/6/2014-6545/62 md.)
c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,
d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,
e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında,
f) (Mülga: 2/7/2012-6352/82 md.) İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
g) (…)büyük veya küçük baş hayvan hakkında,
h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.
(3) Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 6/12/2006 – 5560/6 md.) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz. (5) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
Görüleceği üzere hırsızlık suçunun temel halinde yani basit hırsızlıkta 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmüşken nitelikli hallerin varlığı durumunda ceza miktarı artmaktadır. Yine önemle belirtmek gerekir ki basit hırsızlık suçu uzlaştırmaya tabidir. Hal böyleyken nitelikli hırsızlık suçu uzlaştırmaya tabi değildir. Gerek basit hırsızlık suçu gerek ise nitelikli hırsızlık suçunun takibi için şikayet aranmamaktadır. Başka bir deyişle hırsızlık suçunun her iki hali de re'sen takip edilir.
DOLANDIRICILIK
Türk Ceza Kanunu 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu, failin mağduru aldatarak ondan haksız çıkar sağlamaya çalışması veya onu yanıltarak bir mal veya hizmeti hukuka aykırı bir şekilde elde etmesiyle gerçekleşmektedir. Dolandırıcılık genellikle kandırmaca, aldatma veya hileli davranışlarla gerçekleşir.
Dolandırıcılık suçu, toplumda güveni sarsan ve bireylerin ekonomik zarara uğramasına neden olan ciddi bir suç olarak kabul edilir.
TCK 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu şikayete tabi suçlardan değildir ancak uzlaştırmaya tabidir.
Dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri TCK 158 .maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre,
Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya
dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari
faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan
güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin
açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır
Görüleceği üzere dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda ceza miktarı artmaktadır. Yine nitelikli dolandırıcılık suçu uzlaşma hükümlerine ve şikayete tabi değildir. Basit dolandırıcılık suçu Asliye Ceza Mahkemelerinde görülürken, nitelikli dolandırıcılık suçu Ağır Ceza Mahkemelerinde bakılmaktadır.
Nitelikli dolandırıcılık eyleminde sık sık karşılaşılan bir kaç suç tipini açıklamakta fayda bulunmaktadır.
TCK 158/1-f ve 158/1-L maddelerinde düzenlenen "f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle," ve "Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle," suçlarının ne şekilde gerçekleştiğini belirtmek gerekir.
Ülkemizde son yıllarda "kapora dolandırıcılığı" olarak bilinen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunda şüpheli/sanık/fail genellikle mağdura hileli hareketlerde bulunmakta, neticesinde ise mağdura ait paranın üçüncü bir şahsın banka hesabına aktarılmasını sağlamaktadır. Başka bir anlatımla, suçu gerçekleştiren şüpheli/sanık/fail kendisine ulaşılmasını engellemek amacıyla mağdura ait paranın üçüncü bir şahsın banka hesabına gönderilmesini istemektedir. Suç ihbarı üzerine soruşturma başlatıldığında ise mağdura ait paranın gönderildiği banka hesap sahibi üçüncü şahıs "şüpheli" olarak değerlendirilmektedir. Netice olarak, asıl şüpheli/sanık/fail kendisini gizlemekte, üçüncü şahıs ise suçta banka hesabını kullandırdığı için "şüpheli/sanık" olarak yargılanmaktadır. Banka hesabını gerçek faile kullandıran üçüncü şahıs savunmasında genel itibariyle, banka hesabını gerçek failin kullandığını beyan etmektedir ancak bu ifadesi atf-ı cürüm mahiyetinde kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, banka kartını kullandıran kişinin soyut beyanı haricinde başka bir delili yoksa savunmasına itibar edilmemektedir. Hal böyle olunca, uygulamada gerçek faile ulaşılması mümkün olmadığından banka hesabını kullandıran üçüncü şahıs sanık/şüpheli olarak yargılanmakta, genel olarak ceza almaktadır. Gerçek failler, banka hesap kartlarını ve bilgilerini kullandıkları şahıslara genelde kendi banka hesaplarında bloke olduğunu söyleyerek onların kartlarını kullanmak istediklerini dile getirmektedir ve kandırmaktadır.