ÖZET
Maden, doğal kaynakların içinde yer almaktadır. Maden ve madencilik kavramı çok eski dönemlere dayanmakla beraber, günümüzden 500.000 yıl öncesine ait çakmak başından yapılmış aletler bulunmuştur. Bu kadar eski tarihi olan madenle beraber madencilik ve maden işleten kavramları da gelişme göstermiştir. Öyle ki maden işletenin hukukun çeşitli alanlarında sorumlulukları ortaya çıkmış ve düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu, Medeni Kanun, Ticaret Kanunu, Sigorta Kanunu kapsamında maden işletenin hukuki sorumlulukları incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde ise, sorumluluk konusu açıklanmıştır. İlk olarak hukuki sorumluluk, kusura dayalı ve kusursuz sorumluluk olarak detaylı açıklanmıştır. Sonrasında ise cezai sorumluluk kast, taksir ve cezai sorumluluğun kalkması veya azaltılması başlıklarıyla değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; “maden işleten ve maden işletmesi kavramları” kavramlarına açıklık getirilmiştir. Kimlerin maden işletebileceği, maden işletenin tacir olması ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise maden işletenin sorumluluğu anlatılmıştır. İlk olarak maden işletenin hukuki sorumluluklarının neler olduğu ele alınmıştır. Maden işletenin hukuki sorumluluğu tehlike sorumluluğu ve gözetme yükümlülüğü başlıklarıyla açıklanmıştır. Sonrasında maden işletenin cezai sorumluluğu ele alınmıştır. Son olarak sorumluluktan kurtulma halleri; mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru şeklinde ayrı başlıklarda anlatılmıştır.
GİRİŞ
Madenler, bir ülkenin kalkınmasının temel unsurlarından biridir. Öyle ki bir ülkede kalkınmayı sağlayan sanayi, enerji ve tarım sektörlerinin temelini de madencilik oluşturmaktadır. Sanayi devriminden sonra yaşanan hızlı ilerlemede madenlerin payı büyüktür. Hayatımızı sürdürdüğümüz evlerden, arabalara, teknolojik aletlere kadar madenin etkinliğini görmekteyiz. Son senelerdeki küreselleşmenin etkisiyle sanayideki gelişmeler maden kaynaklarıyla ilgili yeni durumları gündeme getirmiştir. Önceden kaynaklar rahatlıkla yeterken, arz talep dengesi, yeni alanlarda madenlere duyulan ihtiyaçlar sebebiyle günümüzde madenler yetmemeye başlamıştır. Bu durum da gelişmiş ülkelerin dış politikalarını giderek yeraltı kaynaklarına göre şekillendirmesini sağlamıştır. Günümüz dünyasında ve de ülkemizde madenin öneminin artmasıyla beraber alana duyulan ilgi de yükselmiştir. Maden sektöründe faaliyet gösterecek kişilerin hukuki hakları ve yükümlülüklerinin neler olduğu merak edilmektedir. Bu çalışmanın da amacı maden işletenin hukuki sorumluluklarını incelemektir. Teknolojinin gelişimiyle beraber zaman ilerledikçe toplumsal ilişkiler karmaşıklık göstermektedir. Bu karmaşıklık hali için kusurlu sorumluluk yetersiz kalmakta, kusursuz sorumluluk kavramı giderek önem kazanmaktadır. Çünkü; ilerleyen teknolojiyle beraber yeni aletler, buluşlar, cihazlar çıktıkça tehlikelerde farklı boyut kazanmıştır. Kusursuz sorumluluk ise bu durumun kaçınılmaz sonucu olmuştur. Tehlike sorumluluğu ise en ağır kusursuz sorumluluktur. Maden işletmeleri tehlike arz eden işletmelerdir. Madenlerin çıkarılmaları aşamasında yer seçme şansı yoktur. Madenler nerede bulunursa çalışmalarda orada yapılır. Tükenen varlıklar oldukları için de yani üretildiklerinde geri yerine konulamadığı için önemlidirler. Bu noktada madencilik faaliyetinin yürütülmesinde çevre etkeni önemlidir. Madenlerin bulunmasından, çıkarılmasına ve diğer aşamaları boyunca çevreye etkileri gözardı edilemez. Maden işletenlerin çalışmaları sırasında çevreye verilen zararın en aza indirilebilmesi için mevzuatta düzenlemeler yapılmaktadır. Çevre sorunlarını çözümlemeye yönelik 2 yükümlülükleri yerine getirmeyen maden işletme sahibine yahut maden işletene idari para cezası, işyeri faaliyet durdurma gibi önleyici tedbirler uygulanmaktadır. Eğer maden faaliyeti neticesinde çevre sorunları oluşmuşsa burada maden işletme sahibinin ya da maden işletenin hukuki sorumluluklarına gidilecektir. Keza yüksek miktar tazminat ödeme ihtimalleri bulunmaktadır. Maden işletme sahibinin ya da maden işletenin ödeme ihtimalleri olan tazminat miktarlarının böylesine yüksek olması akıllara Çevre Sorumluluk Sigortası yaptırmaları seçeneğini getirse de bizim de katıldığımız görüş bunun olumsuz yanları da olduğudur. Böylesine büyük boyutlu çevresel zararın sigortasının primleri de oldukça yüksektir. Bu da sigorta yaptırma konusunda çekince oluşturmaktadır. Maden alanında yatırım yapmak isteyen yatırımcıların sayısı, tazminat miktarının yüksek olması ve sigortanın da çekince oluşturması nedeniyle fazlaca artamamaktadır. Madencilik sektörü, bilgi, uzmanlık, deneyim gerektiren, kendine özgü özellik gösteren dünyanın en riskli iş kollarından biridir. Maden kazalarının incelemesine bakıldığında planlama, denetim, eğitim, düzenlemelerin yetersizliği gibi birçok sorunla karşılaşılmaktadır. Özellikle yeraltı kömür madencileri istatiksel verilerde işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm sıralamasında ilk sırada yer almaktadır. Sanayileşme, teknoloji ve bilimin gelişmesi birçok alanda olumlu olsa da çalışma hayatı ve güvenliği için öyle olmamıştır. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de gerekli tedbirler alınmamaktadır. Çalışılan ortamlarım uygun olmayan koşulları işçilerin temel hakkı olan sağlıklı hayat ve çalışma hakkını engellemektedir. Gerekli tedbirlerin alınması zorunludur. Başta Anayasa olmak üzere, ilgili kanun, yönetmelik ve tüzüklerde de düzenleme yapılmıştır. Fakat günümüz koşullarında yeterli olduğu söylenememekte hatta eksik, dağınık ve en önemlisi de işverenler tarafından hala tam uygulandığından bahsedilememektedir. İş kazaları ya da meslek hastalıkları gerçekleştiğinde maden işletme sahibi ya da maden işletenin hukuki sorumluluğu gündeme gelecektir. Bu durumda yüksek miktarda maddi ve manevi tazminat ödeme ihtimali oluşmaktadır. Konuyla ilgili işverenlere Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası yaptırması mecburi kılınmıştır. Böylelikle işverenin ekonomik riski azaltılmak istenmiştir. Tüm bu veriler ışığında tezin ilk bölümünde “Sorumluluk” kavramı cezai, hukuki ve idari olarak başlıklandırılıp anlatılacaktır. Tezin ikinci bölümünde maden 3 işleten ve maden işletmesi kavramları anlatılacaktır. Tezin üçüncü bölümünde maden işletenin sorumluluğu cezai, hukuki ve idari açıdan ele alınacaktır.
BİRİNCİ BÖLÜM GENEL OLARAK SORUMLULUK
1.1. GENEL OLARAK Sorumluluk kavramı,
başkasına verilen zararın giderilmesi demektir. Sorumluluk kavramının içeriği değişse de, toplumlarda uzun zamandan bu yana yeri olan önemli bir kavram olmuştur. Eskiden sorumluluk kavramı özellikle gelişmemiş toplumlarda kıstas ilkesine dayanmaktaydı. Sorumluluk kavramı cezai ve hukuki yönden bir arada değerlendirilmekteydi. Ancak tarih ilerledikçe zarar veren için belli tutarda para ödemesi kararlaştırılması yaygınlaşmıştır. Bu durum gösteriyor ki değerlendirmeler cezai ve hukuki yönden ayrılmıştır.1 Sosyal düzen kuralları, toplumda yaşayan kişilerin birbirlerine karşı belirli davranışlarda bulunmasını gerektirmektedir. Kişilerin kurallar haricinde gerçekleşen davranışları nedeniyle karşılaşacakları yaptırımlara “sorumluluk” adı verilmektedir. Özel hukukta sorumluluk; “(1)Bir kişinin kurallar uyarınca başkasına birşey yapması veya yapmamasını, (2)bir kişinin yerine getirmesi gereken ifayı yerine getirmesinin veya (3) bir kişinin yapmış olduğu fiille başkasına veya topluma zarar vermesinin sonuçlarını ifade etmek için” şeklinde belirlenmiştir. Hukuki sorumluluk kavramı cezai, hukuki ve idari olarak ayrılmaktadır. Bunlardan hukuki sorumluluk yasalardan yahut sözleşmelerden doğabilmektedir. İdari ve cezai sorumluluk ise yasadan doğmaktadır. Bu sorumluluklardan birinin oluşması, diğerlerinin de oluşmasına engel değildir. Yapılan bir eylem sonucu cezai, hukuki ve idari sorumluluk oluşabilmektedir.
.1.2. HUKUKİ SORUMLULUK
Hukuki sorumluluk, bir şahsın kendisinin yahut mesul olduğu kişi ya da şeylerin, hukuka aykırılık veya sözleşmeye aykırılık veya başka sebeplerle bir başka kişiye verdiği zararı gidermekle yükümlü olması anlamına gelmektedir. Aynı zamanda cezai ve idari mesuliyetin haricinde olan, özel hukuk alanındaki iş ve işlemlerden oluşan sorumluluktur.3 Hukuki sorumluluk, kusurlu sorumluluk ve kusursuz sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 1.2.1. Kusura Dayalı Sorumluluk İnsan, fıtratı gereği hareket ve davranışlarıyla var olmaktadır. Hareket ve davranışlarının çevreye etkilerinin insana yansıması sorumluluğunu doğurmaktadır. 4 Sorumluluk hukuku, doktrinde üç farklı anlamda kullanılmaktadır. Geniş anlamda sorumluluk, dar anlamda sorumluluk, en dar anlamda sorumluluk şeklinde yer verilmektedir. Geniş anlamda sorumluluk, kapsam olarak sözleşmeyle doğan sorumluluk ve sözleşme dışı sorumluluğu içeren bir kavramdır. Özellikle Fransız hukukçuları, sorumluluk hukuku kavramını geniş anlamda kullanmaktadırlar. 5 Geniş anlamda sorumluluğun içerdiği sözleşmeyle doğan sorumluluk, tarafların kendi arasında yaptığı sözleşmenin ihlal edilmesiyle gündeme gelmektedir. Bir diğer tür olan dar anlamda sorumluluk ise, yalnız sözleşme dışı sorumluluğu içermektedir. Sözleşme dışı sorumluluk kavramını haksız fiiller oluşturmaktadır. Haksız fiilde kanundan doğan bir yükümlülük vardır. Sözleşme dışı sorumlulukta genelde şahsın kusuru aranırken, bazen şahsın kusuru bulunmasa da meydana gelen zarardan sorumlu tutulmaktadır.6 En dar anlamda sorumluluk kavramı ise, sebep ve tehlike sorumluluğu halleridir
Kusur kavramı 19. yy.’dan itibaren hukuk sistemlerinde yer almaya başlamıştır. Modern hukuk bu kavramı temel ilke olarak benimsemiştir. İlk olarak 1804 tarihli Fransız Medeni Kanunu ile gelen bu kavram İsviçre Hukukunda da yerini almıştır. Türk Hukuku İsviçre Hukukundan etkilenmiştir. Sonuç olarak İsviçre Borçlar Kanunu ülkemizde birebir uygulanmaya başlamasıyla kusur sorumluluğu hukukumuzda yer almıştır.
1.2.1.1. Kusur Kusur kavramı,
doktrinde "hukuka uygun olmayan, hukuk düzeninin kınadığı bir irade veya irade noksanıdır." 9 şeklinde tanımlanmıştır. Failin bildiği ve uymak konusunda sorumlu olduğu vazifeyi ihlalini ifade etmektedir. Bir başka deyişle kusur kavramı hukuk zemininde kınanan davranış şekillerini işaret etmektedir.10 Kusurluluk, bazı durumların oluşmasıyla beraber ortadan kalkabilir veya yoğunluğu azalabilir. Eski TCK'da "ceza ehliyetini kaldıran veya hafifleten sebepler" olarak sadece "hata" ve "haksız tahrik" düzenlenmişti. Yeni TCK'da ise "cebir, şiddet, korkutma ve tehdit","hata", "haksız tahrik" başlıkları "ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler" olarak yer almakla beraber kusur yeteneğini etkileyen sebepler ve hukuka uygunluk nedenleriyle beraber düzenlenmektedir.11 Kusur, yine doktrinde “hayat tecrübelerine ve o olayda, o şartlarda, normal seviyede, dikkatli, makul, tedbirli bir insandan beklenen davranışlara aykırı davranılmasıdır.”şeklinde açıklanmıştır. Kusurlu eylemin gerçekleştiği anlardaki durumlar doğru şekilde analiz edilmesi gerekmektedir.12 Kusur, içinde bulunulan ruh haline göre sınıflandırılmaktadır. Kusurun yoğunluğuna göre tazminat belirlenmektedir. Şöyle ki failin kusuru ağır ise daha ağır, hafif ise daha az tazminat sorumluluğu olacaktır. Ancak tazminat sorumluluğunun doğmasında haksız fiilin ihmalle yapılması yahut kastla yapılması arasında fark bulunmamaktadır...
Makale Avukat Merve Akyol Çörekci'ye ait olup,tezin devamı Ulusal Tez Merkezi'nde bulunmaktadır.